13 Kasım 2017 Pazartesi

haftalık

yıllar önce elektrikli otomobiller yollarda gidecek dediklerinde inanmak istememiştim. çünkü klasik otomobil hayranıydım onlarda güçlü v8 motorları ile hiç de ekonomik değillerdi ve üstüne su gibi benzin içiyorlardı. 13-15 sene evvel bu dediklerim. bugün ise geldiğimiz noktada artık dünya elektrikli otomobillere gidiyor. galiba bir 20 sene sonra mazotlu araba bulamayacağız trafikte. doğrusu da bu. tam burada hükümetin yerli otomobil projesi dillendirilirken elon musk ın gelişi de buna yoruldu. elon muskın bu arada zarar etmeye başladığını unutmayın tesla otomobillerinde. hatta madonna bile teslayı sordu ama yanıtı bizimkiler küfürle verdi her zamanki gibi. ama anıtkabir fotoğrafları gerçekten çok güzeldi.
ama sıkıntı burda doğuyor, hükümet sırf oy için midir yoksa kendi egosu için mi bilinmez ama geleceği olmayan otomobil işine giriyor, hem de milyar dolarlık yatırımla. şaka gibi bir şey. elimizde yine çöp bir teknoloji kalacak herkes elektrikli otomobile geçerken biz yerli şahinden biraz yellice otomobile biniyor olacağız gibime geliyor.

ekmek gramajını düşürüp israfı önlemek isteyen hükümet gizli zam peşinde, 250 gramdan 200'e düşürüp fiyatları sabit tutabilirler dikkat edin.

bu zemzem towers'ı gördükten sonra bu dinin bu araplara bir kez daha 10 beden büyük olduğunu anladım.

akp'nin meclis başkanlığı için hiç bir konuşmasında atatürk'e değinmeyen, atatürkten nefret ettiğini düşündüğüm, osmanlıcı ve padişah hayranı bir dinazoru tekrardan seçmeye hazırlanıyor. düşüncelerinden pislik akıyor bence.

bir de 10 kasım nedeniyle atatürkü anıyoruz ama atatürk tshirtü giydi diye çocuğu azarlayan, dans eden okul müdürlerini gördükçe nasıl midem bulanıyor anlatamam. sırf akp'ye yaranabilmek adına yapılan bu davranışlar akıl almıyor. bu insanların gelecek nesli nasıl yetiştirecek bilemiyorum iyice boku yedik diyebilir. bir de kadınlara küfür eden imamlar var onlarda ödüllendirilip terfi ettiriliyor kimse de ne oluyor demiyor. sistem iyice göçmüş durumda.

12 Ağustos 2017 Cumartesi

"Istemiyorum"

izin ver sana geleyim
bırak numara yapmadan geleyim
sahip olmadığım duyguları varmış gibi yapmadan..

6 Ağustos 2017 Pazar

cevapsız sorular

geriye bakmadık, ve zaten farklı yollarda yürüyorduk.
bir sessizlik oldu, ve ay saklandı yine.
ve geriye tek bir şey kaldı: binlerce cevapsız soru.
ayı ilk kim görecek?
kırık düşlerimi kim fark edecek?

20 Temmuz 2017 Perşembe

aşk

şu dünyadaki en yoğun duygu bir kadın tarafından sevilmek olsa gerek.. diğer her şey boş..

17 Haziran 2017 Cumartesi

9.45 kuralı üzerine

evet yine türkiye'den mükemmellik örneği bir kural. böyle kural mı olur anlam veremedim. hadi kural koyuyorsunuz bari adam gibi uygulayın, bir yanda 1 dakika geç kaldı diye 1 senesi yakılan öğrenciler bir yanda 2 dakika geç kalıp sınava 9.47'de alınan öğrenciler. adalet demiştik değil mi? sınava 10.01'de girse nolcak? ama unutmayın sınavlarda zamanında fetö tarafından çok kişinin hakkı yendi şimdi başkaları yemeye devam ediyor bence..

16 Haziran 2017 Cuma

Antony and the Johnsons - Hope There's Someone (official video)

manisa 1. piyade eğitim tugay komutanlığında yaşanan asker zehirlenmeleri üzerine

askerliğimi manisa 1. piyade eğitim tugay komutanlığında gıda kontrol subayı olarak 2013 yılında yaptım. garnizon içindeki tek veteriner hekim bendim ve her türlü hayvansal ürün ve yan ürünlerin alımından komisyon olarak sorumluyduk. komisyonda bir albay, 3 astsubay ve ben, teknik üye olarak yer almaktaydım. özel bir firma ihale usulü kazanıyor ve askerle yemek çıkarıyordu. biz de komisyon olarak tüm denetim ve laboratuvar muayenelerinden sorumluyduk. teknik üye olduğum için ve tugaydaki tek veteriner hatta manisa ili içindeki tek veteriner ben olduğum için her iş bende bitiyordu.

sırasıyla 2 firma ile çalıştım. on-is ve trakya tabldot. hepsi ile iyi ilişkiler içinde son derece gönlüm ve vicdanım rahat bir iş yaptım.

ama işin iç yüzü hiç de öyle değil, bu iş çok ama çok yoğun bir iş temposu gerektiriyor. olayı size özetliyeyim. yemek listeleri merkezden belirleniyor. firma ihaleyi kazanıyor. 1 yıllık yemek listesindeki 60 dan fazla kalem gıda maddesi oluyor, bunlar stok yapılıyor içeride ve hepsi bir bir analize gidiyor. analizden kalanlar geri gönderiliyor bizim gözetimimizde. analizden geçmiş olsa bile bu stok ürünler mutfağa indiklerinde kontrolü tekrar komisyon üyeleri tarafından yapılıyor ve teknik bir olayda yine veteriner hekime danışılmakta. mesela bozulma şüpheli bir konserve varsa o yemek hemen iptal ediliyor ve laboratuvara gidiyor ürün, 1 hafta içinde o konserve olan tüm yemekler başka güvenli yemeklerle değiştiriliyor. sonuç geldikten sonra duruma göre bakılmakta. hepsinin teknik şartnameleri var. ambar ve soğuk hava depolarının sürekli bakımı yapılıyor ve denetleniyor. et, yumurta, yufka gibi taze alınan gıdalar bizzat benim denetimimdeydi. uygun görmediğim kamyonu, içime sinmeyen en ufak bir kalemi isterse 4 ton kırmızı et olsun gözlerinin yaşlarına bakmadan geri gönderiyordum. çünkü bu adamlar özel sektör çok çakal. siz arkanızı dönmeye kalkmayın neler neler yapıyorlar, onun için çok dikkatli olmanız lazım. dile kolay celp döneminde 9000 askerden sorumlusunuz.

internette ve haberlerde gördüğüm haberlerden sonra yıkıldım ancak bu kadar ince işlenen bir yerde sonuç olarak bu zehirlenmelerin sebebinin açıklanmaması daha doğrusu açıklanamaması çok manidar. bu firmalar trilyonluk firmalar bir kere sicili bozuldu mu devlet de bir daha iş yapamazlar. ah ulan devlet beni oraya müfettiş olarak gönder 1 haftada çözerdim olayı yeminlen.

bir diğer faktör ise sular ve genel temizlik. yemeğin içine giren su da kışladan geldiği için kışlanın belirli yerlerinden mutfak buna dahildir, ve bu noktaları her ay değiştirerek numune alıp izmir ege orduya analize bizzat kendim götürüyordum. ayda 2 defa, direk tugay komutanı emriyle. komisyon albay kimse karışamaz bu işe, çok kritik önem arz etmekte. içme sularının raporları mevcuttur.

çıkan haberlere bir anlam veremediğimi üzülerek belirtmeliyim, çünkü ne olduğu konusunda yeterli açıklama yapmıyorlar. hepsinin anası ağlıyordur ama özel firma işin içindeyse ve onu kurtarmak için bir operasyon varsa çok yazık tabi. bir de ölümün yaşandığını duydum ki çok üzüldüm, vebali büyük bir olay.

askerde, kışlada 3 şey çok kritiktir.
biri yangın, diğer yemek yani zehirlenme üçüncüyü de unuttum.

adalet

akılsız başın cezasını ayaklar mı çeker? herkes bu soruyu soruyor. chp dokunulmazlıkları kaldırırken sandı ki yolsuzluk yapan akplilere yargı yolu açılacak, nasıl amatörce davrandılar oysa ki tüm yargı akp'nin elindeydi. (dolaylı olarak fetö). noldu şimdi? akplilere yine dokunamıyor yargı her şeyi yapıyorlar, bütün ihaleler, tarlalar kendilerine. chp ve hdplileri de hapse atmaya başladılar.
bağımsız yargının olmadığı, tarafsız seçimin olmadığı yerlerde bazı şeyleri kaldırmak tehlikeli.
ha bu öngörülebilirdi belki ama kılıçdaroğlu ile olmaz bu iş, vizyon sahibi değil çoğu. chp son dönemde çizgisi dışında gidiyor. %25 alıp ilkelerimizi adam gibi savunacağına %25+5 alayım da her türlü ilkemden taviz vereyim yolundalar.
bardağın diğer tarafında elinde silahla poz verip vur de vuralım reis şekilli akp seçmeni var, kızlı erkekli eğitim ayrılıyor, din dersi saati artıp biyoloji azalıyor.
onlar yoluna devam ediyor, kılıçdaroğlu'da ankara istanbul yolunda devam ediyor.

tutuklanıp, bırakılan sonra bir daha tutuklanıp tekrar bırakılan insanların olduğu ülkede hangi adalet sistemin bahsedilebilir? siyasi suçların ötesinde dini öfke suçlarının adaletini nasıl sağlayacağız? kafalarının içi kokan sırf etek, şort giydi diye şiddet gösteren insanları ne yapacak bu ülke?

ha öte yandan bu chp mv 25 yıl hapse mahkum ediliyorsa akp nin en az 25 mv 45 yıl hapse mahkum olmalı eğer gerçekten adalet varsa bu ülkede bunu unutmayın!

içki ve sevgili üzerine

hiçbir zaman ama hiçbir zaman bir partide, ortamda sevgilinizden fazla sarhoş olmayın. ya başına bir şey gelse? bir ihtiyacı olsa? daha da önemlisi yanından ayrılmayın, yalnız bırakmayın.taksiyle evine bıraktığınızda yukarı kadar çıkacak kadar ayık olun, bir iyi geceler öpücüğü verin taksi beklesin dert değil.

suriyeliler ve biz

evet milyon tane insana kapımızı açtık yurdumuza aldık. kalifiye olanları zaten avrupaya gitti. onlar suriyeliler. her yere en derine kadar nüfuz ettiler. mesela sultanbeyli'nde herhangi ortalama bir tesise gidin (20 kişilik) yarısı suriyeli, sigortasız, potansiyel katil ve tecavüzcü.

şimdi geldiğimiz noktada her gün haberlerde suriyeliler ve halk arasında çıkan kavgaları izler olduk. hani misafirperverdik biz? sorun nerede acaba... bizde mi? onlarda mı? devlet politikasında mı yoksa?

12 Haziran 2017 Pazartesi

oruç üzerine

bence oruç olayı sadece aç kalmaktan ibaret bir şey değil, fiziksel açlığı kastediyorum tabi. oruç çoğu öğretide de olan bir nevi ruhani ibadet. islam'da da var haliyle.
oruç en çok zeka isteyen ibadetlerden biri.
toplumun buna uygun eğitilmediğini düşünüyorum. oruç tutmayı bile bilmiyorlar çünkü hep bir şeyler ezberleyip secdeye yatmayı öğrenmişler.
sürekli "oruçlu oruçlu" kalıbını duyuyoruz. haberlere de yansıyor. adam zaten hayatında anlayışlı biri değil ramazanda oruç tutarken iyice zıvanadan çıkıyor ayılaşıyor, tam bir orospu çocuğuna dönüşüyor.
yani çalışan, çalışmayan yolda başına gelen herhangi olumsuz bir olayda sabır, anlayış gösteremeyen birinin oruç tutmasına gerek yok bence. sonrasında da oruçluyum zaten benim üstüme gelmeyin deyip duruyorlar ki bu daha da acı. orucu saf fiziki açlıktan ibaret sanıyorlar ve açlık, oruç, sinir kelimelerini aynı anda kullanabiliyor.
bu tip insanların oruç tutmasına gerek yok bence. hakkını veremedikleri bir şey.

öte yandan farklı bir şey daha var. orucu bir perde olarak kullanan yobazlar. yobaz diyorum çünkü yobazlar. herhangi bir yobazın ayılığına denk geliyorsunuz ve oruçluyum ben öyle şey nasıl yapabilirim kalıbının arkasına saklanıyor.
örneğin bir kızı taciz ediyor eliyle ve orucum diyor anlatabildim mi? ne yani oruçsun diye bu tür birş şey yapamayacağını mı beklemeliyiz? bunu yemezler.

11 Haziran 2017 Pazar

hayatın anlamı

biten aşkların ardından yapılması gereken en akıllıca hareket af dilemek olsa gerek. olumsuz sonuçlanan her şeyin arkasında af dilenecek bir durum olduğuna inanıyorum. bir filmde şöyle diyordu; nefret, kızgınlık süreklilik ister ama affetmek bir kere de biter ve rahatlatır insanı diye..
ama ben affetmeyeceğim.

tanrı bile affedip insanları cennetine alacak. ben bununla yaşayamam. ben affetmeyeceğim. ama olayların sonuçlarından ötürü ondan af diliyorum. bana yapılan şeyleri unutmayacağım ama ondan af dilemekten başka şansım yok. bu biraz olsun beni rahatlatabilir, bu kadar emanetin altında ezilmekten

10 Haziran 2017 Cumartesi

tanrı

tanrının gönderdiği dini tanrıdan daha iyi biliyorlar. insanlığın tek sorunu bu işte. herkes her şeyi en iyi kendisi biliyor, daha doğrusu bildiğini sanıyor. bütün sorunlarımız buradan kaynaklıyor.